EKONOMİNİN NASIL ŞEKİLLENECEĞİ BU TOPLANTIDA MASAYA YATIRILDI

 Tarih: 20-10-2017 08:24:17

 

Her yıl farklı bir üniversitenin ev sahipliğinde, Finans Bilim Platformu tarafından gerçekleştirilen ‘Finans Sempozyumu’ 21. kez, uluslararası katılımlı olarak Balıkesir Üniversitesi (BAUN) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin ev sahipliğinde Balıkesir’de başlatıldı.

 

‘21. Finans Sempozyumu’, Edremit ilçesine bağlı Güre Mahallesindeki bir termal otelde, protokol mensuplarının açılış konuşmalarıyla başladı. Sempozyumun Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Şakir Sakarya, Finans Bilim Platformu Başkanı Prof. Dr. Metin Kamil Ercan ve Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kerim Özdemir’in açılış konuşmalarıyla başlayan program, sunumcu uzmanların konuşmalarıyla devam etti. Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince, Halk Portföy Genel Müdürü Alim Telci ve Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) Başkan Vekili Dr. M. Berra Doğaner, finans ve sermaye piyasalarını açıklayan sunumlar gerçekleştirdi. Sunumların sonunda soru-cevap oturumları yapıldı.

Sempozyumun Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Şakir Sakarya, konuşmasında sunumcular ve katılımcılara teşekkür etti. Finans Bilim Platformu Başkanı Prof. Dr. Metin Kamil Ercan, platform ile ilgili bilgiler vererek, “Her yıl sabit olarak platformumuz 2 önemli etkinliğe imza atıyor. Birincisi bu sempozyumlarımız, ikincisi de platform üyelerimizin kaynaşması amacıyla düzenlediğimiz bahar toplantılarıdır. Etkinliklerimize bir kere katılanlar bir daha sürekli katılım sağlamaktalar. Şakir Sakarya hocamız ile birlikte bu sempozyumda tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Teknoloji çok hızlı değişiyor. Bugün kullandığımız para bile, belki yarın ömür gün teknolojik para haline gelecek. Pek çok meslek ortadan kalkıyor. Şu anda yaygın olan pek çok meslek 6-7 yıl sonra ortada olmayacak. Bizler finansçılar olarak şanslıyız. Bizim önemimiz giderek artıyor. Bunun da kıymetini bilmemiz lazım. Günümüzde robotların hakim olduğu düzende, insanların robotları eğitti dönem yakın gelecektedir. Buna biçilen süre de en fazla 30 yıldır. Robotların robotları eğittiği döneme geçiyoruz ki, o zaman pek çok meslek yok olacaktır. Ama biz yine varlığımızı koruyoruz. Önemimiz giderek artıyor. Günümüzdeki en büyük firmaların değeri 700-800 milyar dolara yaklaşıyor. Firmaların büyüklükleri de çok hızlı değişiyor. Sıralamada olmayan örneği ‘Facebook’ 400 küsur milyar dolar ile neredeyse Türkiye’deki borsa değerinin iki katına yakın bir değere sahip oluyor. Yani sektörlerin değiştiğini görüyoruz. Enerji firmaları mevcudu koruyorlar. Belki bilmiyorlar ama, teknoloji firmaları o kadar hızlı büyüyor ki, 8 yılda 2 buçuk katına çıkmış durumdayız. Acaba 2025’te bu firmaların durumu ne olacak? Bu hızla giderse bu hızla giderse 1 buçuk milyon değerindeki firmalar, hangi sektörü temsil ediyor diye düşündüğümüzde sanki bana robotik sektör gibi geliyor. Robot teknolojileri ve adını daha koyamadığımız pek çok meslekler gelecekte bu sektörlerin yerini alacaklar. Finans ise yaşamını sürdürecek. 5-6 yıl sonra şoförlük, kaptanlık, asistanlık, kol center çalışanları gibi meslekler yok. 30 yıl sonra mühendislik, doktorluk gibi pek çok meslek yok. Ondan sonra tüm insanların mesleği olmayacak ve yapacak bir şeyleri olmayacak. 2030 yılından sonra robot sayısının insan sayısını aşacağı belirtilmekte. Bu güzel birlikteliklerimizin 22.’si Mersin’de, 23.’sü Marmara Üniversitemizin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. Sonraki sempozyumlara talip olanlar bildirsinler” dedi.

 

BAUN Rektörü Prof. Dr. Kerim Özdemir ise, tüm katılımcılara teşekkür ederek, üniversitenin sempozyum ve sempozyumlarını anlattı. Özdemir, “Ülkemiz açısından bakıldığında son dönemde çevremizde ve dünyada yaşanan siyasal ve ekonomik gelişmelerin hayata her anlamda etki ettiğini görmekteyiz. Ülkemizin ekonomik potansiyeli içerisinde Balıkesir’de ayrı bir yere sahip olmaktadır. Balıkesir, ülkemizin 2023 vizyonu doğrultusunda ekonomik ve gelişmişlik sıralamasında ilk 10 il arasına girme gayretindedir. Balıkesir, 1 milyon 200 bine ulaşan nüfusuyla dinamik, tüketim ve üretim açısından potansiyeli yüksek, gıda, tarım, hayvancılık, madencilik ve turizm başta olmak üzere, sanayisi gelişen, Türkiye’nin nadir illerinden birisidir. 21. Finans Sempozyumunun Balıkesir’de yapılıyor olmasının önemi bu bakımdan bizim için önemlidir” diye konuştu.

 

Sempozyum, TSPB Başkan Vekili Dr. M. Berra Doğaner’in konuşmasıyla devam etti. Doğaner, TSPB Başkanı İlhami Koç’un ani bir program değişikliği nedeniyle sempozyuma katılamadığını ifade ederek, “Ben maalesef çok üzgünüm. Gerek ben şahsi olarak, gerekse endüstrimiz bu kıymetli sempozyumu tanımıyor. Ben doktorum ve akademik dünyanın içindeyim. Sadece bir meslek çalışanı değilim. Elimden geldiğince takip etmeye çalışırım. Nasıl bu güne kadar bu sempozyumu duymamışız diye büyük bir mahcubiyet içindeyim. Sektörümüzün içinde bunu duyurmak için de söz veriyorum. Sizlerin, endüstrimiz için yaptığı çalışmaları, hep beraber dinlemiş olmamız gerekiyor. İnşallah bundan sonra endüstri ve akademi daha iç içe olacaktır. Bu organizasyonda emeği geçen herkese birlik adına teşekkür ediyorum. Bizden ne bekleniyor diye sorduğumda sermaye piyasaları açısından bir resim çekin dediler. Nedenine, ne içini ne pek girmeden sunum yapacağım. Birliğimizin 225 üyesi var. Kuvvetli bir katılımı temsil ediyoruz. 2016 ikinci çeyreği itibariyle üyelerimizin aktif büyüklüğü 2.4 trilyon Türk Lirası civarındadır. Bu da, gayri safi yurt içi hasılamızın yüzde 115’ine karşılık geliyor. Büyük olasılıkla Türkiye’nin en büyük birliği oluyoruz bakıldığında. 82 aracı kurum, 45 banka, 50 portföy yönetim şirketi, 9 yatırım ortaklığı, 31 gayri menkul yatırım ortaklığı, 8 girişim sermayesi yatırım ortaklığı, birliğimizin üyelerini oluşturuyor. Seçimle gelen yönetimimiz var. Bir çok etki nedeniyle ülkemizde sermaye piyasalarını maalesef hak ettiği yere taşıyamadık. İnşallah bundan sonra da daha fazla ekonomide yer almaya başlarız. Borsa kote şirket sayısında dünyanın neresindeyiz? Tabi iyi bir yerde olduğumuz söylenemez. 60 ülke arasında 24’ncü sıradayız. Bizim altımızda Brezilya, Tahran, Şili gibi ülkeler var. Üstümüzde ise çok sayıda şirket var. Mesela Malezya’da bine yakın şirket var borsada ve bizim ürerimizde. Hindistan’da bin 800’e yakın, İspanya’da 3 bin 506 şirket var borsada. Mesela bizde neden 395 tane var? Bizim ekonomimiz aslında baktığımızda, şirketler verimliliğimiz, iş dünyasının hızı çok iyiyken, niye bir bakımdan sermaye piyasalarına çekmiyor? Ben sadece bir resim çekiyorum sizlere. Borsada hacim nasıl? Son yıllarda istikrarlı bir artış var. Bu sene bilhassa iyi bir hacim olduğunu söyleyebiliriz. 1 yıl içinde endeks yüzde 40 artınca, işlem hacmi de onu izledi. Fiyatının yükselmesi, hacmi de artırıyor. Geçen senenin tamamında 1 trilyon liralık bir işlem hacmi varken, bu sene 9 ayda aynı miktarda işlem hacmi oluşmuş durumda. Likit bir piyasayız. İşlem hacimlerine mutlak değer olarak baktığımızda çok ta likit gibi durmuyoruz. Buralarda da gerilerde gözüküyoruz. Dünya Borsalar Federasyonu tarafından verisi derlenen 65 ülke arasında mutlak değer olarak 22. sıradayız. Mesela Londra grubunun 2 buçuk trilyon dolar. Bizim 300 milyar dolarlık bir işlem hacmimiz varken, çok daha fazla işlem hacmi yapan borsalar var. İşlem hacmini piyasa değerine böldüğümüzde hisselerin devir hızını görüyoruz. Burada biz dünyada 3’üncüyüz. Yani küçük piyasamızda hisse senetleri çok fazla el değiştiriyor. İyi mi kötü mü tartışılır. Yatırımcılar çok hızlı al-sat yapıyorlar” şeklinde konuştu.

 

Halk Portföy Genel Müdürü Alim Telci de konuşmasında, Bireysel Emeklilik Sistemi’nde Türkiye’nin durumunu anlattı. Telci, “Dünya fon yönetim sektörü büyüyor. 2008’de karanlık çağa girdiğimizi düşünmüştük. Ama sonra Merkez Bankası müdahale etti ve çok güzel ve özel bir etkisi oldu. Yılda 5,8 büyüme oranı ile hızla büyüdük. Dünyadaki portföy yönetim sektörü de o günden bu güne büyüdü. Yatırımcı cebinden çıkartıp fonlara para koymuş. Bu net giriş çıkışı son 5 yıla götürdüğümüzde 3.3 trilyon dolar net giriş anlamına geliyor. Yani dünyada fon yönetimi tarafından baktığımızda işler iyi gidiyor. Hem Amerika’da, hem de Avrupa’da, yükseliş yıldızına göre bir giriş ve ilgi oluyor. Yatırımcımız seçici. Her fona para girmiyor. Yıldızı yüksek olanlara daha çok para giriyor. Amerika’da 5 yıldızlı fonlara 742 milyar dolar girmiş durumda. 4 ve 5 yıldızlı fonlara yatırımcı ilgisi çok daha etkili oluyor” dedi.

 

 Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince, öz eleştiri yaparak başladığı konuşmasında,

“Hayret ifadesiyle başlayayım konuşmama. Ben bu sempozyuma devam edildiğimde, Balıkesir Üniversitesi’nin bir etkinliğinde konuşma yapmam gerektiğini düşünecek kadar dikkat etmemişim. Bu arada bir yurt dışı seyahatim vardı. Bizler için çok çok daha önemli olan IMF Dünya Bankası yıllık toplantılarına gidip, bize dünya nasıl bakıyor diye görmek, daha önemliymiş benim için. Bu sempozyumun önemini kaçırmışım. Katılımı ve mahiyeti görünce, büyük bir gaf olduğunu görünce anladım. Diğer konuşmacılar da zaten itiraf ettiler. Yine de ben çok ta eksikli değilim. Ömrüm boyunca ücretli bir insan olarak, bu işin sırrını sermayedarlarla, akademisyenler çözmeli, bizim gibi maaşa talim edenler, tasarruflarımızı en iyi değerlendirme derdindeyiz. Enflasyonu getirtebilecek miyiz? Yatırımcının yüreği ceylan gibi. Korkarız. Alnımızın teriyle biriktirdiğimizi kaybetmeyelim. Bu görüşlerle geldim. Bundan sonra ki toplantılara daha geni katılımla katılmayı çok arzu ederim. Benim dede evim Balıkesir’deki Saat Kulesi’nin dibinde. Dedem Çanakkale Savaşı’nda gazi olmuş. Diz kapağı parçalanmış. Babam eğitimciydi. Hatıralarını da yazmış babam. O dönemdeki fakirlik yüzünden iskelet gibi doğduğunu yazmış. 1922’lerde doğan çocukların hepsi perişan. Daha 1922’de Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan, cumhuriyeti kuran kadro, İzmir İktisat Kongresi’ni topluyor. Neden? Atatürk’ün lafı, ‘Ulusal bağımsızlık, iktisadi bağımsızlıkla taçlanır.’ Ulus önemli. Ulus devlet sürüyor. Dolayısıyla ulusal ekonomi politikalarında da bir şeyler yapmak gerekiyor. Avrupa birleşiyor. Daha 50-60 yıl önce İkinci Dünya Savaşı’nı çıkartıp bizi de içine katanlar, şimdi birleşiyor. Hem de Almanya’nın liderliğinde, neredeyse. Robotlar, insanları başka platformlarda bir araya getiriyor şimdi. Fakat ulus devlet, ulusal ekonomi kaygısı da sürüyor. Sonuçta hala ulusal politikalar hala devam ediyor. 1922’ye dönecek olursak, İzmir İktisat Kongresi’ndeki bilincin hala biz yerleştirilmesi ve olgunlaştırılmasıyla uğraşmak mecburiyetindeyiz. Onun özü net. Bu gün bit çok önemli başarılara, önemli alt yapı işlerine şahit olmakla beraber. Dünyanın en önemli köprüleri, dünyanın en önemli tünellerinden birini biz yaptık diyoruz. Gerçi borç ile yaptık ama, sermaye piyasamız öyle diyoruz. Bankalarımız, aman iyi ki reforme ettik te sermayelendirdik diyoruz.  Dünyanın ilk 20 ekonomisindeyiz. Ama onunla mütenasip ölçülerimiz yok diyoruz. Biz kapitalizmi kurallarıyla teşkil etmek derdinde değiliz. Bu aslında bir çok benzer yanılgıyı da getiriyor. Ben iktisatçı değilim. Hesapları da sevmezdim. Toplumsal mutabakat diyoruz. Ben buraya İş Bankası adına da gelmedim. Karşınızda 60 yaşını aşmış, çocuğu olan bir vatandaş perspektifiyle anlatmaya çalışıyorum. Hiçbir şeyin de üstadı falan değilim. Toplumun iktisadi faaliyetlerini daha iyi yapabilmeleri için, istikrarın sürmesi için ulusal mutabakat iyi bir şey. Siyasi istikrarın sürmesi için iktisadi istikrarın sürmesi lazım. Katılım olması lazım. Halk, ekonomik ve finansal bir ilişkiyi anlattığınızda anlayabilmeli. Finansal bilinç, finansal katılım konuşuluyor. Buna halk bir şekilde çare buluyor. Türkiye’de vadeli mevduatın çok az olduğu bir yılda girdim ben bankacılık sektörüne. Anadolu’da özellikle, halkımızın büyük bölümü parasını vadesiz hesaba yatırıyordu. Çok az miktardaki vadeli hesap sahipleri de, hesap kitap yapmaktansa, 2 bankaya hesap açtırıp, ikisinin faizini kontrol ederdi. Al sana finansal bilinç. Parasının önemli bölümünü de yastığının altında tutmayı da ihmal etmez, yaşadığı yerin sahibi olma, gayrimenkul derdine düşerdi. Umarım bütün dünya insanları iktisadi, sosyal bütün parametreler açısından bir araya gelir. Ama cumhuriyet, hiç yoktan, bir de Osmanlı döneminin de borcunu üstlenerek, kumbara idi, şuydu buydu derken, bir birikim sağlayıp, bir ulusal bütçe çalıştırır ve bir takım girişimcilerle de, devletin başını çektiği bir sınai, iktisadi faaliyeti yapar yürütür hale geliyor” diye konuştu.

Sempozyum, katılımcıların sorularının yanıtlanmasıyla devam etti. Bankaların müdür ve temsilcileri, finans alanındaki bilim insanları, araştırmacılar, reel sektör temsilcileriyle birlikte, sempozyuma 58 farklı üniversite ve 5 farklı kurumdan yetkililer katıldı. Balıkesir’in 3. kez ev sahipliği yaptığı ve 4 gün sürecek olan sempozyum kapsamında 2 gün boyunca 18 oturumun yapılacak ve 76 adet bildiri düzenlenecek. Sempozyumun son gününde ise Kazdağları ile Ayvalık gezileri yapılarak bölgenin tanıtımı gerçekleştirilecek.

  Kaynak: Haber Merkezi
ANAHTAR KELİMELER
  Hava Durumu HABERLERİ
Henüz anket oluşturulmamış.
YUKARI